Haber: Melis YILDIRIM
(TBMM) – Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Levent Gümrükçü, Ortak Savunma İçin Mekke Anlaşması’nın Türkiye’nin diğer ittifaklarından veya anlaşmalardan doğan yükümlülüklerini ortadan kaldırmadığını vurgulayarak, “Güvenliğin bölünmezliği prensibi çerçevesinde ve bu doğrultuda özellikle Avrupa-Atlantik bölgesi ile Orta Doğu arasındaki güvenlik alanındaki karşılıklı etkileşim ışığında, Mekke İttifakı’nın geniş Orta Doğu’daki güvenlik ve istikrara katkılarıyla, başta NATO olmak üzere Avrupa güvenliğine dair üyesi olduğumuz tüm çok taraflı platformlar için esasen tamamlayıcı bir nitelik taşıması beklenmektedir” dedi.
TBMM Dışişleri Komisyonu’nda Türkiye Cumhuriyeti, Pakistan İslam Cumhuriyeti ve Suudi Arabistan Krallığı Arasında Ortak Savunma İçin Mekke Anlaşması’nın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi görüşmeleri sürüyor. Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Zeki Levent Gümrükçü, bugün onaya sundukları Ortak Savunma için Mekke Anlaşması’nın öncelikle Türkiye ile Suudi Arabistan ve Pakistan arasındaki köklü tarihi ilişkilerin bir uzantısını oluşturduğunu ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Pakistan Başbakanı tarafından 7 Ağustos’ta Mekke’de imzalandığını ifade etti. Anlaşmanın iç onay süreçlerinin Suudi Arabistan ve Pakistan tarafından tamamlandığını belirten Gümrükçü, gerekli resmi bildirimlerin yapıldığını da sözlerine ekledi:
“MEKKE ANLAŞMASI HERHANGİ BİR ÜLKEYİ HEDEF ALMIYOR”
“Mekke Anlaşması, üç ülke arasındaki özel dostluk ilişkilerinin bir yansımasının yanı sıra, bölgemizde giderek artan ihtiyaç duyulan bölgesel sahiplenme anlayışının da somut bir örneğidir. Nitekim bölgemizdeki sorunların daha karmaşık hale geldiği günümüzde, anlaşmanın tarafı olan üç ülke dışarıdan çözüm beklemek yerine kendi sorumluluklarını üstlenerek iş birliği ve kolektif savunma anlayışıyla bölgesel güvenlik mimarisinin ilk adımını atmış ve bu yönde kurulacak kurumsal yapının hukuki zeminini oluşturmuştur.
Nitekim Mekke Anlaşması’yla temelleri atılan bu yapının yalnızca taraf üç ülkenin değil, tüm bölgenin güvenliğine katkıda bulunması, karşılıklı güven temelinde diyalog ve iş birliğini güçlendirerek bölgede kalıcı ve öngörülebilir istikrar ortamı yaratması hedeflenmektedir. Özellikle yıllardır süregelen çeşitli krizler nedeniyle potansiyelini hayata geçiremeyen bölgemiz için barışa yönelik bir vizyon geliştirmek gerektiği yönünde bir beklenti bulunmaktadır.
Mekke Anlaşması tamamen savunma odaklı olup herhangi bir ülkeyi hedef almamaktadır. Bölgesel barışın sağlanmasını amaçlayan bu anlaşma, devletlerin egemenlik haklarına saygı gösterilmesi prensibini benimsemekte olup meşru müdafaa hariç güç kullanımına karşı durmakta ve iç işlerine müdahale etmeme ilkesine dayanarak tüm bölge ülkelerine açıktır.
“BÖLÜCÜ DEĞİL, KAPSAYICI BİR VİZYON İÇERİYOR”
Bu bağlamda anlaşma, bölgede herhangi bir kamplaşmayı değil birleşmeyi teşvik etmekte; dolayısıyla bölücü değil kapsayıcı bir vizyon sunmaktadır. Bu genel ilkeler doğrultusunda anlaşma daha operasyonel düzeyde kolektif caydırıcılığın artırılmasını, uluslararası güvenlik konularında düzenli istişareler yapılmasını sağlamayı amaçlamakta; silahlı kuvvetlerin birlikte çalışabilirliğini artırmak amacıyla personel değişimi, ortak eğitim programları ve tatbikatlar düzenlemeyi planlamaktadır. Ayrıca savunma sanayisinde ortak üretim ile teknolojik paylaşımı dahil işbirliğinin desteklenmesi de hedeflenmektedir. Terörle mücadelede ortak çabaların güçlendirilmesiyle birlikte tarafların birbirlerine anlaşma hükümlerinin uygulanmasına yönelik lojistik destek sağlamaları öngörülmektedir.”
Mekke Anlaşması’nın Türkiye’nin diğer ittifaklarından ya da anlaşmalardan kaynaklanan yükümlülüklerini ortadan kaldırmadığını veya bunların yerine geçmediğini ifade eden Gümrükçü, böyle bir düzenlemenin bulunduğunu hatırlattı. Gümrükçü ayrıca “Aksine, güvenliğin bölünmezliği ilkesi doğrultusunda özellikle Avrupa-Atlantik coğrafyası ile Orta Doğu arasında güvenlik alanında karşılıklı etkileşim göz önünde bulundurulduğunda Mekke İttifakı’nın geniş Orta Doğu’daki güvenlik ve istikrara katkılarıyla başta NATO olmak üzere Avrupa’nın güvenliği açısından üyesi olduğumuz tüm çok taraflı platformlar için tamamlayıcı özellik taşıyacağı öngörülmektedir” şeklinde konuştu.